ANASAYFA

TASAVVUF

PORTRELER

ZİYARETCİLER

NAMAZ

ÖNCÜLER

EFENDİMİZ

MAKALELER

KADIN -AİLE

KUR`AN ve BİZ


   
  Kuran ve Biz - www.kuranvebiz.com
  Resulullah'ın terbiyesinde
 
Resulullah'ın terbiyesinde yetişen çocuklar
 
 
Hz. Peygamberin yakın çevresindeki çocuklara alakası doğumdan itibaren başlar. 0, doğan çocukların kulaklarına ezan okur, onlara isim takar, önceden kötü isim takılmışsa onları değiştirir, onlar için akika kurbanı keserdi.


 

Hz. Peygamberin yakın çevresindeki çocuklara alakası doğumdan itibaren başlar. 0, doğan çocukların kulaklarına ezan okur, onlara isim takar, önceden kötü isim takılmışsa onları değiştirir, onlar için akika kurbanı keserdi. Mesela, Hz. Hasan doğduğunda iki kulağına ‘ezan' okumuştu. İbrahim'in doğduğu gecenin ertesi günü ona isim takışını ise sahabesine şöyle açıklamıştı: "Bu gece bir oğlum oldu. Ona atam İbrahim'in ismini koydum!" Torunları Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Muhassin'e başta konulan Harb ismini hoş bulmamış ve onları mezkur isimlerle değiştirmiştir. Doğumla başlayan bu alaka hep devam edecektir. Hz. Peygamber onları evde bazen sırtına, bazen karnının üzerine alıp eğlendirirdi. Hatta bazen Hz. Peygamber, camide namaz kıldırıyorken bile çocuklar omzunda veya sırtındadır. Hz. Zeyneb'den kız torunu Umame bu çocuklardan biridir. Hz. Peygamber, onu namazda omzuna alır, rukûya gittiğinde yere kor, kalktığında tekrar omzuna alırdı. Bazen Hz. Peygamber secdeye gidince Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gelip sırtına binerlerdi. Hz. Peygamber secdeden kalkarken onları yumuşak bir şekilde alıp yere kordu. Secdeye gidince onlar yine sırtına binerlerdi, bu durum, namaz bitene kadar böyle devam ederdi. Namaz bitince ise Hz. Peygamber onları, hiç kızmaksızın alıp dizlerine oturturdu.

Bir defasında Hz. Peygamber secdedeyken sırtına Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin binince, ininceye kadar secdeyi uzatmıştı. Bir gün de Hz. Peygamber zekat hurmalarını dağıtıyorken Hz. Hasan kucağında bulunuyordu. Dağıtma işi bitince onu omzuna almıştı. el-Bera' (ra) da, Hz. Peygamber omzunda Hz. Hasan olduğu halde; "Allah'ım, doğrusu ben bunu seviyorum. Onu sen de sev." buyururken gördüğünü bildirmektedir. Çocuklar, bineğinin üzerinde de Hz. Peygamberin yanındadırlar. Mekke'nin fethinde şehre girerken Hz. Zeyneb'den torunu Ali, terkisinde bulunuyordu. Hz. Peygamber, çocuk ve torunlarına olan sevgisini, alakasını her yerde, her fırsatta izhar ederdi.

Hz. Peygamber, bir gün bir omzunda Hz. Hasan, diğerinde Hz. Hüseyin olduğu ve sırasıyla birini, öbürünü öperken sahabenin yanına gelmişti. Bir defasında hutbe okuyorken Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin camiye girince sözüne ara verip aşağı inmiş ve onları kucağına almıştı. Hz. Peygamber, Hz. Fatıma huzuruna girdiğinde kalkar, elini tutar, kendisini öper ve yanına oturturdu. Hz. Fatıma da Hz. Peygambere aynı şekilde davranırdı. Ebû Hureyre de şöyle bir olay anlatır: Rasûlullah (sav) ile beraber Medine'nin çarşılarından birinde idim. Derken o ayrıldı, ben de ayrıldım. O, (Hz. Fatıma'nın evine gelip) üç defa; "Yaramaz nerede?" deyip Hz. Hasan'ı çağırttı. Gelince Hz. Peygamber kollarını açtı, o da açtı ve ona sarılıp öptü. Ardından da şöyle buyurdu: "Allah'ım, doğrusu ben bunu seviyorum. Onu sen de sev, onu sevenleri de sev!"

Benzer bir olay bir davete giderken de olmuştu. Şöyle ki, Hz. Peygamber, bir davete giderken yolda Hz. Hüseyin'i oynarken görünce öne çıkıp ellerini açmış ve Hz. Hüseyin'i tutup öpmüştü. Enes ise Hz. Peygamberin İbrahim'i öpüp kokladığını nakletmektedir. Hz. Peygamberin bu sevgi tezahürleri bazı sahabilerinin dikkatini çekiyordu. el-Akra' b. Habis Hz. Peygamberi, Hz. Hasan'ı öperken görmüştü de; "Doğrusu benim 10 çocuğum var, hiçbirini öpmemişimdir!" demiş, Hz. Peygamber de şöyle mukabelede bulunmuştur: "Merhamet etmeyene merhamet edilmez."

Hz. Peygamber, bir sefere çıkacağında da en son Hz. Fatıma'ya uğrar, dönüşünde ise ilk olarak onu ziyaret eder ve öperdi. Sefer dönüşlerinde ailesinin çocukları tarafından karşılanan Hz. Peygamber, uzağında kalan çocuklarını da hep soruşturmuş, takip etmiştir. Mesela; Hz. Rukayye, kocası Hz. Osman ile Habeşistan'a hicret ettiğinde bir ara haberleri kesilmişti. O zaman Hz. Peygamber çıkar, o taraflardan gelenlere haberlerini sorardı.

Bir defasında Hz. Fatıma hastalanmıştı da Ma'kil b. Yesar'i yanına alarak ziyaretine gitmişti. Ev içi huzursuzluk anlarında da Hz. Peygamber çocuklarının yanında olurdu. Bir ara Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin arasında bir kırgınlık belirmişti de Hz. Peygamber araya girip onları barıştırmıştır.

Kederli anlardan biri de ölüm olaylarında yaşanır. O zamanlarda da Hz. Peygamber çocuklarının yanıbaşındadır. Hz. Rukayye öldüğünde Hz. Peygamber kabrin yanına oturmuştu. Hz. Fatıma da yanındaydı, ağlıyordu. Hz. Peygamber ise bir bez parçası ile Hz. Fatıma'nın gözyaşlarını siliyordu. Diğer bir ölüm olayında Hz. Peygamber can çekişen küçük bir kızını alıp bağrına basmış, çocuk önünde can verince de ağlamıştı. Hz. Ümmü Külsüm defnedilirken ise toprak atarak aralıkların kapatılmasını emrediyor ve söyle buyuruyordu: "Bunun bir yararı yok. Ama geride kalanların gönlünü hoş eder!"

Hz. Peygamber, çocuk ve torunlarının maddi ve manevi eğitimiyle de ilgilenir, onlara, dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamaya yönelik irşadlarda bulunurdu. Zekat hurmalarıyla alakalı bir olay meşhurdur. Hz. Hasan, bir gün zekat hurmalarından birini ağzına atmıştı da Hz. Peygamber hemen onu ağzından çıkartmış ve; "Bilmiyor musun, Âl-i Muhammed, zekat malı yiyemez." buyurmuştu. Mekke'de bi'setin ilk yıllarında cereyan eden meşhur "inzar" olayında Hz. Fatıma'ya da hitap vardır: "Muhammed'in kızı Fatıma! Malımdan dilediğini benden iste. Ben seni Allah'a karsı hiçbir şeyden müstağni kılamam!" Hz. Peygamber, böylece dinin hükümleri karşısında çocuklarının, diğer Müslümanlardan bir ayrıcalıklarının olmadığını da öğretmiş oluyordu. Onun bu hususa zaman zaman dikkat çektiği görülmektedir.

Hz. Peygamberin çocuklarını irşadlarında namaz ve zühd üzerinde çok durduğu görülmektedir. Enes Hz. Peygamberin sabah namazına çıkarken altı ay Hz. Fatıma'nın kapısına uğrayıp onları namaza çağırdığını bildirmektedir. Hz. Peygamber onların kapılarını gece namazına kalkmaları için de çalardı. Diğer taraftan Hz. Peygamber, el değirmenini çevirmekten şikayet edip kendisine bir hizmetçi verilmesini isteyen Hz. Fatıma'ya hizmetçi verme yerine, yatmadan önce tesbihat okumasını tavsiye etmişti.

Hz. Peygamberin çocuk ve torunlarıyla münasebetinde dikkat çeken bir husus da, onlar arasında ayrım yapmamaya, onlara eşit davranmaya özen göstermesidir. Bu hususta şu olayı zikredebiliriz: Bir gün Hz. Peygamber Hz. Fatıma'nın evine gitmişti. O esnada Hz. Ali uyuyordu. Derken Hz. Hüseyin içecek bir şey istemiş, Hz. Peygamber de bir koyun sağmaya yönelmiş. O zaman Hz. Hasan yanına gelmiş, ama Hz. Peygamber sağdığını ona vermemişti. Bunun üzerine Hz. Fatıma, Hz. Hüseyin'i mi daha çok sevdiğini sormuş, Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştu: "Hayır, o ondan önce içecek istemişti." Tabiatıyla bu bütün çocukları aynı derecede sevdiğini ifade etmez. Bazı çocukları diğerlerinden daha çok sevdiğini belirten haberler vardır. Bunda ilk çocuk olma, o esnadaki en küçük çocuk olma, bazı kabiliyetlere sahip olma gibi sebepler etkili olmuş olmalıdır.

Hz. Peygamber, kendisine hediye gelen bir gerdanlığı; "Bunu ailemden en çok sevdiğime vereceğim!" demiş, sonra onu torunu Umame'ye vermiştir. Her halde bu olayın meydana geldiği zamanda Umame ailenin en küçüğüydü.

 
 
  Bugün toplam 23 ziyaretçimiz var  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=