ANASAYFA

TASAVVUF

PORTRELER

ZİYARETCİLER

NAMAZ

ÖNCÜLER

EFENDİMİZ

MAKALELER

KADIN -AİLE

KUR`AN ve BİZ


   
  Kuran ve Biz - www.kuranvebiz.com
  ok ve yayin hikayesi
 

Ç I K T I …  Ç I K T I …







 

Mustafa Ateş`in beklenen kitabı  OK ve YAYIN HİKAYESİ

Cinius Yayınlarından çıktı..

 

Benim de söyliyecek bir sözüm var, görüşüm var, olaylara bakışım var diyen herkese bu kitabı şiddetle tavsiye ediyoruz…

 

Sorgulayan, düşündüren, bazen de güldüren dizeleri beğeneceginizi umuyoruz..



KİTAPTA NELER VAR ?

Kitap dört bölümden oluşmaktadır.

 

1.      DURUN, BENDE VARIM

[Bölümde din ve dinin algılanması konuları işlenmiştir.]

 

2.      HER ŞİİRİN BİR ANI VAR

[Toplumsal konuların öne çıktığı dizeler]

 

3.      HER ÂNIN BİR ŞİİRİ VAR

[Olaylara karşı bir anda akla gelen konular]

 

4.      SAFDIM, SANDIM, YANDIM

[Yazarın çocukluk dönemi şiirleri]

 

KİTAP HANGİ KONULARA DEĞİNİYOR ?


Bazı Şiirlerin konularına kısaca bakmak gerekirse:


PORTRE
isimli çalışmada, bir davetcinin çabaları,
           karşılaştığı zorluklar,

           kendini toplumda yalnız hissetmesi ele alınmış..


 

SEN VE BEN ise Peygamberimiz (sav)`ye hitaben yazılmış 
                bir şiirdir.
Yazar anlatılan Peygamber ile gerçek 
                Peygamberi dizelerde
örnekleriyle öne çıkarıyor..

 

RESİM   içinde yaşadığımız toplumun ve olayların 
           bir yansımasıdır.

           Burada hayatın bir resmi çekilmiş sanki..

 

ÇÖZÜM  İnanalar olarak „Problemlerimizi çözmeye 
            nereden  başlamalıyız ?“ yada
 „Ne yapmalı ?“ 
            sorusunun cevabını bu dizelerde bulabilirsiniz..

 

MUHSİN DEDE`de ise ahirete yakin iman konusu bir hikaye 
                   şeklinde sunuluyor..


MODERN AİLE  şiiri çağdaş ve ilerici aile yapısının sorunlarını, 
                  yada bu
yapının aile bireylerinin ilişkilerini irdeliyor.




ARKA KAPAK:

İnsanın kendine ve içinde yaşadığı topluma yapacağı en büyük iyilik kendini keşfetmesidir.

Kendi değerlerinin farkına varamayan insanlar sömürülmeye, en azından başkalarının gölgesinde yaşamaya mahkumdurlar.

 

Milletlerin ilerlemesi, kendine güvenen, nitelikli, kişiliği oturmuş insanlarının adedi ile doğru orantılıdır.

 

Dizelerde toplum değil, bireylerin bencil davranışları, din degil, dinin yanlış algılanması sorgulanmış, yer yer ölçülü eleştiriler getirilmiştir.

 

Sadece bir kişinin bile kendini keşfetmeye yönelmesi bu kitabın amacına ulaşması için yeterlidir.

                                       Mustafa Ateş





NASIL ALABİLİRSİNİZ:

Internet üzerinden sipariş etmek için online kitabevleri:


 

·         NetKitap

·         Antoloji

·         Pandora

·         Eren -Kitap

·         Kitaptürk

·         Kitap Yurdu

·         Hikmet Kitap

      ·         Nadir Kitap




Kitabı aşağıdaki kitabevlerinden temin edebilirsiniz:

 

  • D&R Kitabevleri
  • Alkım Kitabevleri
  • Dost Kitabevleri (Ankara)
  • Bilim Sanat Kitabevi (Ankara)
  • Altay Kitabevleri (İzmir)
  • İstiklal Kitabevi
  • Mephisto
  • İnsancıl Kitabevleri (Eskişehir)
  • Alfa Dağıtım
  • Artı Dağıtım
  • Say Dağıtım
  • Final Dağıtım

 

Bunun dışında şehrinizdeki herhangi bir kitabevinden istemeniz durumunda, o kitabevlerinede hemen gönderilir.

 

 

ŞEHRİNİZDEKİ  KİTABEVLERİNDEN  İSTEYİNİZ ….

PORTRE

           

I

 

Yorgundu / Halsizdi..

Berceste gecelerde ağlardı.

Evet şimdi şuraya gitmeliydi.

Umudunu hiç yitirmedi./Yitiremedi .

 

“Bulmalıyım !”,  diye mırıldandı,

“Özlemlerim artık şehbâl açmalı”,

Günlerinin hodgâm bir rengi vardı.

Bugün bulmalıydı.

 

Meyletmeden dolaşıyordu can.

Azâde olmak istiyordu kendinden,

Süzüyordu...

 

Çiftcinin rahmet,

Esnafın müşteri,

Ananın evladını aradığı gibi…

 

Cânım, aramak aşkın cilvesidir,

Bulmaksa hediyesi.

Umutsuzluk çukuruna düşme sakın...

 

 


 

 

 

II

 

Bir gönül/canân bulabilirmiydi ?

Simalarda bir aydınlık,

Gül olacak bir tomurcuk varmıydı ?

Bireyselleşmenin gürültüsü  içinde...

 

Mâbedler boşaldı doldu,

Mâ`kes bulamayan ayinleri bitirdiler,

Çoktan unutmuşlardı bile,

İbrahim`in duâsını,

İsmail`in teslimiyetini..

 

Yanlış yerde arıyorsun cânım,

Hazineler harabelerde olmazmıydı ?

Sevdaların başına mı vurdu ?

 

 

 

 

 

 

 

III

 

Tepegöz çoktan atmıştı ağlarını tomurcuk tarlalarına,

Dimağları ekranlara sabitlenmişti..

Ekranlardan kumanda edilen,

Varlıklar türedi…

 

B-C-D  planlarıda vardı tepegözün.

Duruş ve endâmına göre.

Beygir gücü, turbo, arabesk, töre…

 

 

Sesizce yerinden doğruldu cânım,

Hüzünlendi. / Neden buralarda hep yabancıydı ?

Bilinmezdi…

 

Hüzünlenme cânım,

Arılar çiçeklere  gönül koyarlarmı ?

Bazen bilhuş koksalarda.

 

 

 

 

 

 

 

IV

 

Cânım değişik bakardı.

Nedense kaynaşamazdı insanlara.

Miskindi, beçeriksizdi, heybetsizdi can…

Bu gün yine  bulamamıştı,

Derdini anlatmak için bir canân..

 

Bir anlatabilseydi,

Diyebilseydi :“ Fe eyna tezhebun“

            -Nereye bu gidiş ? / ey insan –

 

Kolu taşlarla  kırılan Ammar`ları,

Nem nem şuha`larla ölüme sığınan Zeynep`leri

Bir anlatabilseydi keşke…

 

Tepegözleri,

Bizim illere dadandıklarını,

Anlatabilseydi.

 

 

 

 

 

V

 

Bir „Ah“ daha yazdırdı,

Elem defterinin sayfalarına,

Okyanuslarım kurudu dedi,

Forsaları azât edin...

Aklına kızılcık şerbetleri  geldi...

 

Yılma be cânım, bırakma,

Başlat ümitlerini tam da biterken.

Aynaları kırmak ne kazandırdı ki...

 

Sevgiliye vefâ adamıştı,

Modern buzağıları devirecekti,

Dostunu unutmamıştı.

Bedir`i, Uhud`u, Hayber`i,

Hayalinde kaç kez yaşamıştı…

 

Bilal ile inlemiş,

Ammar ile ağlamış,

Sümeyye`nin yasını tutmuştu.

Hele o kartal bakışlısını,

Hamza`sını,

Düşlerinde görür olmuştu.

 

Devâm dedi cânım,

Başını nâmütenahi ümitlere yaslıyarak…

Gün doğmadan neler doğar…

Kendisini teselli etmeyi yeğledi…

 

 

 

 

VI

Yürüdü,

Yolun nereye varacağını düşünmeden,

Katreyim dedi, ummânın nüvesini taşıyan…

 

Ey cânım,

Durma, davran,

Sana adıyorum öfkemi ve hüznümü…

Bahardan yana ümidini yitirme…

 

Hani büyük deden vardı ya Nuh ,

Hani Hûd, Lut, Sâlih,

Âd ve Semûd…

 

Düşün hele bi,

Bütün bunları niye anlatır,

Sevgili..

 

Yitirme umudunu,

Bırakma tomurcukları,

Susuz çöllerin insafına...

             Bırakma inadına...

 

Belki bir tomurcuk açar,

Kokusu bütün hüzünlerini alıverir,

Devam et o bir tomurcuk için feryâdına..

 

                                      Arlık 2009

 

 

 
                 [Ok ve yayın hikayesi, Sayfa 14]
 
 
  Bugün toplam 23 ziyaretçimiz var  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=